Esselâtü vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallah
ALLAH'ın Rasûlü Hz. Muhammed'e salat ve selam getirmek ALLAH'ın emri olduğu için, özellikle ismi anıldığında ona salat ve selam getirmemek günahtır. "Yanında ben anıldığımda bana salat getirmeyenin yüzü yere sürülsün, hakarete uğrasın " (Tirmizi, Daavât, 100, Müsned, II, 254).
İbn Ebî Leylâ şöyle demiştir: Ka'b b. Ucre ile bir defasında karşılaştım, bana şöyle dedi: Sana Peygamber (s.a.s)'den işittiğim bir hediye vereyim mi? Peygamber (s.a.s) bizim yanımıza çıktı. Biz O'na:
- Ya Rasulallah! Bizler Sana nasıl selam okuyacağımızı öğrendik. Fakat Sana nasıl salat okuyacağız? Dedik. Rasûlüllah (s.a.s) bize:
Âllahümme sallî alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin. Kema salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrahime inneke Hamîdun Mecîdun.
ALLAHümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrahime inneke Hamidun Mecîdun ".
(ALLAH'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âli üzerine, İbrahim'in âli üzerine salât ettiğin gibi salât et: Şüphe yok ki, Sen Hamîd'sin, Mecîd'sin.ALLAH ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline, İbrahîmin âline bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen Hamîd'sin Mecîd'sin) (Buharî, Enbiyâ,10; Daavât, 31, 32; Müslim, Salat, 65, 66, 69).
Namazda salat getirmek gereklidir. Namazda salat getirmek Hanefi, Malikî ve Cumhur'a göre sünnet; İmam Şafi ve Ahmed b. Hanbel'e göre ise farzdır. Onlara göre salat terkedilirse namaz bozulur.
Duanın başında ve sonunda salat getirmek vacib olup, duanın kabulü için şarttır.
Allah'ın Rasûlü (s.a.s) bizim salat ve selâmımıza muhtaç mıdır" şeklinde bir soru akla gelebilir. Elbette ki bunun cevabı "hayır!" olacaktır. Ancak bazı sebeplerden ötürü insanlar O'na salat ve selam getirmeye muhtaçtırlar. Allah O'na salat ve selam getirmemizi emrediyor. Bizim için gerekli olmasaydı Allah emretmezdi.
Bize Kur'an'ı tebliğ eden, dünya ve âhirette mutlu olmanın yollarını gösteren Yüce Peygamberimiz salat ve selam O'na bir teşekkürdür.
Her Peygamberin kabul olunan bir duası vardır. O bu duasını ümmetine şefaat etme hakkını elde etmede kullanacağını bildirdiği ve ümmetinin yarısından fazlasının şefaati ile Cennet'e gireceğini açıkladığı için, O'na salat ve selam, bu hakkı elde etmesinde O'na manevî bir yardımdır; aslında nefsimiz için şefâat talebinde bulunmaktır. O'na salat ve selam, O'nunla gönül râbıtasını
kuvvetlendirmek ve feyzimizi arttırmaktır ki, buna biz kulların ihtiyacı vardır.